Alaz’ın gece uykusu kaçtı, belli heyecan yaptı 10 Kasım törenlerine gidecek diye. Sabahın 6’sında uyanıp da uyumayı reddedince anneannesine teslim edip kendimi yatağa gömdüm.
Bir saat sonra uyandığımda içeriden Alaz’ın sesleri geliyordu; bayrak, Atatürk, park diye 🙂 Alaz elindeki Türk bayrağını sallayarak koridorda koşturuyordu bir aşağı bir yukarı. Saat 9’u 5 geçmeden, Burhaniye meydanına koşturduk tüm ev halkı.
Çelenk koyma, saygı duruşu ve İstiklal Marşı esnasında meraklı gözlerle izledi etrafını Alaz. Arada elindeki bayrağı salladı, arada kucağıma tırmandı yüksek sesten ürküp. Birçok yerel gazete fotoğrafçısına poz verdi. Slogan atma yasağına uyup Atatürk ya da anne diye bağırmadı ortalıkta. Sessizce izledi töreni. Ellerinde kasımpatılarla törene katılan birçok insanın da gülümsemesine neden oldu o kalabalık meydanda.
Kızkardeşim ve ben de gözlerimiz dolu dolu söyledik İstiklal Marşı’nı. Dedemin bizi Atatürk heykelinin olduğu Cumhuriyet Meydanı’na her bayram götürmesinden mi, yoksa Alaz’ın o bayramları yaşayamayacağından mı, yoksa günümüzde İstiklal Marşı okunan bayramların unutturulmak istenmesinden mi, yoksa ilkokulda öğretmenlerimizin bize verdiği sağlam Atatürk sevgisinden mi? Hepsi sanırım…