Modern ebeveynlik gerçekten de çocuklarımızın hayatını perişan mı ediyor?
Kendi çocukluğumu düşününce sanki günler daha uzundu, hayat daha yavaş akıyordu. Bugünkü çocuklarsa farkında olmadan aile büyüklerinin hızında dönen dünyaya ayak uydurmaya çalışıyorlar. Bir yerden bir yere koşturmakla geçiyor çocuklukları. Üzerimizdeki teknolojik stres onları da etkiliyor. Çoğu zaman da bunu çocuklarımıza nasıl yansıttığımızın farkında değiliz belki. Geçen gün henüz 2 yaşındaki oğlum, cep telefonumu elimden alıp benim biraz işim var, toplantı yapacağım diyerek oyunlardan birini açıp, oynadı. O günden beri oğlumun yanında telefonu ve bilgisayarı daha az kullanmaya gayret gösteriyorum.
Yaşadığımız modern dünyada, günlük koşturmacalar arasında geçen zamanın farkına varmamak çok kolay. Okul, iş, uyku, yemek derken, en güzeli ve aynı zamanda tehlikelisi teknolojik aletler ile günler, haftalar, seneler öyle hızlı geçiyor ki, ne zaman büyüdü bu çocuk diye şaşırmamak elde değil. Oysa henüz küçük bir çocuk olan oğlum çocukluğunu doyasıya yaşamalı ve ben de bunu gerçekleştirmek için neler yapabilirim diye kafa yoruyordum ki bir afişle karşılaştım. Okul yaşı gelmeden önce çocukluğun keyfini çıkarmak için neler yapmalı, neleri deneyimlemeli diye. Birçok anne önerilerini yazmış, ben de hatırımda kalanları ekledim. Çocuklarımız okul çağına geldiğinde dönmeye başlayan hayat çarkına kapılıp gitmeden, çok geç olmadan çocukluklarının keyfine varsınlar diye birlikte deneyimleyebileceğimiz birkaç fikir.
Çocuğum…
Ördekleri beslesin, kuşlara yem atsın
Seksek oynamayı öğrensin
Elinden tutayım, bir ağaç kütüğü veya duvar üzerinde yürüsün
Çamurda zıplasın, hatta üstü başı çamura bulansın
Ormanda yürüyüş yapsın
Sonbaharda yere düşen yaprak yığınlarını tekmelesin
Uçurtma uçursun
Yerdeki kuru yaprakları ovalayıp un ufak etsin, havaya atsın
Kumdan kale, pasta yapsın
Plajda deniz kabuğu, taş toplasın
Dalgalarda zıplasın
Kuleler yapsın ve sonra onları yıksın
Saklambaç oynasın
Yüzünü elleri arkasına gizleyip cee-e yapsın
Tencere, tava çalıp müzik yapsın
Oyun hamuruyla oynasın
Evdeki ıvır-zıvırlardan – karton kutulardan – oyunlar, oyuncaklar üretsin (junk modelling)
Kutu kutu pense oynasın
Pirinçle, unla, babasının traj köpüğüyle ortalığı dağıtsın (messy play)
Parmaklarını boyayıp kukla oynatsın
Çeşmeden akan suyla oynasın
Çocuk havuzunda zıplayıp kendini ve etrafı ıslatsın
Şarkı söylesin
Dans etsin
Köpükten balonlara üflesin
Yemek yapmama yardım etsin
Yaptığım kurabiyelerin üzerine fındığı, cevizi yerleştirsin
Kurallara uymadan kavga etsin
Evdeki çarşaftan çadır kursun, yastıklardan tünel yapsın
Misafircilik oynasın, çay yapsın, misafiri olayım
El el üstünde kimin eli var desin
Karton kutulardan araba, gemi, tren yapsın, üzerlerini boyasın
Takla atsın
Top oynasın
Yere oturayım, dilediğince saçımı tarasın, şekil yapsın
Salıncakta sallansın
Kitap okusun
Kartopu oynasın
Kardan adam yapsın burnunda havucu, başında beresi olsun
Toprağa tohum eksin, hergün izlesin, çıkan filizleri görsün
Kılık değiştirsin; süpermen veya prenses olsun
Çöpçüleri, postacıyı gözetlesin
Hayvanların bulunduğu bir çiftliği ziyaret etsin
Çatlak patlak yusyuvarlak oynamayı öğrensin
Zıplasın
Deve cüce oynasın
Kahkahalarla gülsün
Eğlensin
Tabii öncelikle içimizdeki çocuğu ortaya çıkarmalıyız ki bu deneyimleri birlikte yaşayalım, ebeveynler olarak çocuklarımızla birlikte bu aktiviteleri gerçekleştirirken bizler de zevk alalım.
Sizce listeye daha neler ekleyebiliriz?
Alternatif Anne’de 09.01.2014’te yayınlanan yazımdır.
1 Yorum Var
Ne güzel bir yazı. İnsan bilse de bazen bir kere daha hatırlamaya ihtiyaç duyuyor böyle şeyleri. Listedeki her maddeyi çocuklarımla beraber yapmış olmanın mutluluğu sardı beni. Tabii yine yine yapsınlar, yapalım. Benim ekleyeceklerim de şunlar olabilir:
– Beraber koşun gönlünüzce.
– Bisiklete binin.
– Piknik yapın. Hatta evde piknik yapın, yiyecekleri de onalr hazırlasın.
– Kampa gidin. Gerçek bir kampa.
– Evde yapın kampınızı.
– Bir çarşaffın veya çadırın içinde el lambası ile gölge oyunu oynayın.
– Yatın yatağa, uzun uzun sohbet edin. Gülün beraber.
– Bir yaşlıyı ziyaret edin. Ondan çocukluğunu anlatmasını isteyin.
– Bir ustayı ziyaret edin. Muhakkak mahallenizde bir terzi vardır çocuğunuza giysileri nasıl tamir ettiğini ve bu işin ne kadar zaman aldığını anlatacak.
– Boğuşun.
– Kovalamaca oynayın.
– Beş taş, sek sek 🙂
– Kızınız varsa oje sürün, süslenin fularlarla, parti yapın beraber.
– Yüzünüzü boyayın. Bırakın çocuklarınız boyasın sizin de yüzünüzü.
– Küveti doldurun ve beraber oyunlar oynayın içinde.
– Yazın sahilde veya bahçede su savaşı yapın.
– Karlarda yuvarlanmaca oynayın.
– Bir minik tiyatro oyunu sahneleyin beraber.
– Film seyredin patlamış mısırları yapıp koltukta. Evde sinema keyfiniz olsun.
– Sizin kıyafetlerinizi, özellikle de topuklu ayakkabılarınızı denemesine izin verin bazen. Sonra yürümeye çalışırken yüzlerine bakın. O keyfi gördünüz mü?
– Öpün, koklayın, sarılın, gıdıklayın ve gülün doyasıya.