Malta… Nereden başlasam bilemedim.
Akşam 7’de uçağımız Luqa Havaalanı’na indi ve airbnb ev sahibimizin ayarladığı taksiyle (http://www.biz-cab.com/) Sliema’da kaldığımız daireye yerleştik.
![]() |
Sliema, airbnb evinin önünde… |
Ev sahibinden ev ve çevre hakkında bilgi aldıktan sonra markete gidip kahvaltılık yiyecekler ile akşam için atıştırmalık satın aldık ve evin terasında ışıl ışıl Valletta’yı izleyerek yedik.
Malta Gün 1:
Valletta’dan Three Cities |
Biz-cab şoförünün tavsiyesiyle, Sliema’dan kalkan teknelerle başkent Valletta’ya geçtik. Araç kiralamadığımız için kara yolu yerine deniz yolunu tercih ettik çocuklarla daha eğlenceli ve Malta’ya yakışır diye…
Valletta, ara sokaklar |
- Valletta ara sokaklarından ana caddesine çıktık
- City Gate’deki Triton Fountain’de ıslanıp serinledik
- Upper Barrakka Gardens’da, The Lascaris War Rooms’dan atılan top atışlarına denk geldik (12:00 ve 16:00’da atılıyor), karşımızda uzanan 3 cities’i izledik ve mis kokulu çiçekler arasında dolaştık (Nisan’da mis gibi rengarenkti bahçe)
- Castille Place’de yöresel dans gösterisine denk geldik
- Tarihi St. John’s Co-Cathedral’a uğradık
- Sokak arasında bir bistroya oturup karnımızı doyurduk
- Ara sokaklara daldık-çıktık
- Vegan ve organik, harika el yapımı gül şekilleri ile dondurma hazırlayan önünde sıra olan İtalyan bir dondurmacıda mola verdik
- Parlementoya yürüdük, Misrah San Gorg önündeki su havuzlarında oynadık ve ıslandık
- Toy Museum’a uğradıktan sonra kendimizi deniz kıyısına attık
- Sliema feribotlarının kalktığı yere giderken bir çocuk parkı bulduk ve biz ayaklarımızı uzatıp dinlenirken çocuklar da kaydıraktan kayarak dinlendiler
- Sliema tekneleriyle karşıya, Sliema’ya geçtik ve Triq It-Torri’den yürüyerek plaj arayışına giriştik
- Fond Ghadir Beach’te kayalık havuzlarda mola verdik, deniz yıldızı, yengeç aradık
- Sliema Roman Baths’da suya kavuştuk
- Güneşi batırıp Sliema’daki eve döndük
Not: Yaklaşık 9 kilometre yürüdük; evet Beliz ve Alaz da!
Malta Gün 2:
Mdina & Game of Thrones |
Sabah 6’da uyanan civcivlerimize ev omleti yaptık ve kahvaltı ardından Malta’da çok övülen toplu taşıma araçlarından otobüs ile adanın güneyine gitmeye çalıştık.
Blue’ya doğru |
Pazar günü olduğundan önce Marsaxlokk’ta kurulan Sunday Fish Market’e gitmek başta cazip gelse de, vazgeçtik. İlginizi çekerse Pazar sabahları kurulan balık pazarına gitmeniz önerilir.
- Otobüs ve Biz-cab ile öncelikle Blue Grotto denilen muhteşem yapıların bulunduğu bölgeye gittik. Blue Grotto aşağıda.
- Pazar günü ve kalabalık tur otobüsleri olması sebebiyle belediye otobüslerinin zamanında gelmeyeceğine karar verip Biz-cab’e başvurduk gene Hagar Qim Tapınakları için.
- Ardından kaktüsler arasından eski başkent Mdina’ya vardık. Yolda çocuklar öğle uykularını da uyumuşlardı, iyi oldu.
- Mdina Gate’ten girip ara sokaklarında dolaştık, Game of Thrones izleyenlerin ilgisini çeken, muhteşem bir yer. Detaylı bilgi burada.
- Mdina duvarları dışınaki Rabat bölgesinde bulunan St Paul’s Catacombs’larına uğradık
Mdina Rabat |
- Otobüse binip Sliema’ya doğru yol alırken otobüsümüz arızalandı ve başka bir otobüsle Sliema’ya gitmek istedik (vaktiniz olursa Dingli Cliffs’e uğrayın, biz gidemedik)
- Otobüsler kalabalık olduğundan durakta durmadılar ve fikir değiştirip Valletta’ya gitmeye karar verdik
- Valletta Waterfront’a gidip yemek yedik, modern Malta’yı da gördük
Mdina sokakları tam İnstagramcılar için… |
Malta Gün 3:
Popeye Village – Temel Resi köyü |
Otobüs maceralarımıza yenisini eklemek için yola çıktık Popeye Village’e gitmek ilk amacımızdı.
Otobüs kalabalıktı; ama şoför çocuklulara yer verin diye gençleri kaldırınca oturabildik neyse ki.
Popeye Village – Malta |
- Yaklaşık 45-50 dakika sonra Malta’nın en geniş ve uzun kumsalı Mellieha Bay’e varınca denizi ve kumu gören Beliz çok mutluydu nihayet.
- Temel Reis filminin çekildiği Popeye Village’e gittik, çocuklar için muhteşem bu yer Pazartesi olmasına rağmen kalabalıktı ve Türkiye’den bir tur grubu da geldi. Popeye Village’in ayrıntılı yazısı da burada.
Malta National Aquarium – Akvaryum |
- Öğle yemeği ardından Biz-cab’e atlayıp Alaz’ın günlerdir sayıkladığı Malta International Aquarium’a gittik. Çocuklar için oldukça keyifli; ama Londra, Sydney ve Japonya ardından çok küçük bir akvaryum diyebilirim.
- Akvaryum gezisi ardından bahçesindeki kioskta dondurma ve devasa çocuk parkında oyun molası verdik. Bugibba, Qawra Tower’dan açık denizi izlemek müthiş keyifliydi.
- Otobüsle Sliema’ya dönerken, çok çok yaklaşmışken önümüzde bir trafik kazası oldu ve otobüs şoförü kontağı kapattı. İndik, yürümek zorunda kaldık; ama iyi oldu. Böylece meşhur ‘Hole in the Wall Pub’ isimli barı bulduk. Çocuk da kabul ettiler saat erken diye…
Malta – Gozo Gün 4:
Bye Valletta; Sliema & Malta |
Türk’üz ya illa bir kurnazlık yapacağız. Şöyle: Sliema’dan adanın birçok yerine tekneler kalkıyor sabahları. Çoğunun günlük planı; sabah yola çıkıp geze geze farklı noktalara gitmek ve akşam Sliema’ya geri dönmek.
Bizim de Gozo’ya gitmemiz gerekiyor; son 3 geceyi Gozo’da Kempinski Hotel’de geçireceğiz. Bir çözüm taksiyle (ya da otobüsle) Cirkewwa’ya gidip, oradan feribota binip sonra tekrar taksi (ya da otobüsle) otelin bulunduğu yere varmaktı. Fakat biz tekne turlarıyla görüşüp Gozo, Mgarr’a dek tekneyle gittik. Sonra da taksiye bindik. Fiyat açısından daha ekonomik oldu mu emin değilim; ama daha keyifli bir yolculuk olduğu kesin…
Teknede. |
- Gozo, Mgarr’a dek Malta’nın kuzeyinden deniz yolculuğu yaptık ve merak ettiğimiz Comino Adası’nın etrafından dolaşarak Gozo’ya vardık.
- Otele ulaşınca, çocuklar havuzları görünce gezmeyi hiç istemediler. Bense otelin bazı noktalara ücretsiz servisi olduğunu duyunca hepsine gidesim geldi. Önce çocukların gönlünü yapıp havuza gittik.
- Sonra da servise binip kumlu Ramla Bay plajına gittik. Yolda Beliz uyuyakaldığından kırmızımsı kumlar üzerinde havludan yatak yapıp yanına uzandık. Güneşlendik. Rüzgarlı olduğundan denize girmeyi düşünmedim bile hiç. Fakat sonra bir sürü minik deniz anaları gördük sahilde. Ölmüşlerdi. Hatta Alaz bazısını alıp denize geri atıyordu canlanır diye. Birini de otele geri getirdi. Beslerse canlanır diye umdu.
Malta ve çevresinde (Sicilya için de geçerliymiş) deniz anaları büyük problem. Hangi sahilde hangi saatlerde deniz analarının olduğu yazılı bir internet sitesi de var. Eğer yüzmeyi düşünürseniz ön planlama gerekiyor ki biz de sonraki günlerde öyle yaptık.
![]() |
Ramla Bay & Alaz & Deniz anaları |
- Ramla Bay plajında rahatlatıcı ve keyifli birkaç saat ardından otele geri döndük ve havuz kenarına attık kendimizi.
- Akşam yemeğini otel yerine kaldığımız köyde yemeyi tercih ettik; San Lawrenz’de harika bir aile işletmesi restoran bulduk. O kadar aileler ki, servisi ilkokul çağındaki çocukları yapıyordu. Bayıldık yemeklere ve ortama. Çocuklarla da çok rahat ettik Il Kunvent’te. (Levrek, midye ve kiş)
![]() |
Gozo’dan… |
Gozo, Malta’dan çok farklı. Büyük bir köy gibi. Akşam hava kararınca Beliz ürktü tavus kuşunun ötüşünden. Kendi deyimiyle tavuk kuşu… Taklidini yaparak yürüdük otele dek her gece.
Gozo Gün 5:
Comino Island |
Deniz anaları ve rüzgarın durumunu inceleyip Comino Adası’ndaki Blue Lagoon’a gitmeye karar verdik.
Nefis bir kahvaltı ardından otelin servisiyle Gozo’daki en büyük yerleşim yeri Victoria’ya vardık. Oradan da otobüsle feribotların işlediği Mgarr’a.
- Mgarr’dan Comino’ya her yarım saatte bir giden ufak tekneler var. Onlara bindik ve masmavi sulara açıldık.
Comino Adası’nın turkuvaz renkli sularının beyaz kumlarla buluştuğu lagun kıyısında bir yer bulduk kendimize. Fotoğraf çekmeye doyduktan sonra yüzmeye geçtik. Ne kadar soğuk olursa olsun bu güzelim sularda yüzmeden dönmek olmazdı. Alaz ve Beliz zaten kendilerini kum oyunlarına vermişlerdi.
Blue lagoon – Comino |
Comino’daki tek sorun; alanın çok dar olması. Yüzmek ve kıyıda güneşlenmek için turistler arasında kendine yer bulman gerekebilir özellikle yaz aylarında. Onlarca teknenin sürekli gidip gelmesi de sürekli bir hareket sağlıyor. Teknelerin kalış süresi kısıtlı; ama bizim gibi kendi gelenler istediği kadar takılabiliyor sahilde. Gölgede durmak için şemsiye kiralamak şart; yiyecek ve içecek bulmak zor değil. Su muhteşem… Kum da…
Denize girmek önemli değilse, adanın diğer taraflarına yürüyüp huzur ve sessizlik bulabilirsiniz. Gittiğimiz Nisan ayında kelebekler basmıştı adanın bir köşesini örneğin. Göç eden kuşların da mola noktalarından biri eğer denk gelirseniz. Adada gölgelik alan ve yiyecek içecek bulmak zor (Blue Lagoon haricinde) o yüzden tedarikli gelin ve terlikle adayı gezmeye kalkmayın.
Kayalık |
- Comino’da yeterince güneşe doyduktan ve yüzdükten sonra tekne ile Mgarr’a geçtik ve otobüse bindik. Önce Victoria’ya uğradık sonra da otele geri döndük.
- Bizimkiler havuz saatini bekliyordu. Otelde 3 açık (biri yetişkinlere), 1 kapalı havuz vardı ve su sıcaklığını çocuklar dert etmiyordu.
- Her akşamüzeri limon ağaçları arasında odada yaptığımız çayı/kahveyi içtik.
- Akşam yemeğine gene aynı yere gittik. Bu kez ben Malta geleneksel yemeği olan tavşan yedim; ailenin diğer üyeleri buna ve bana pek sıcak bakmadılar.
Gozo Gün 6:
![]() |
Arkamda Azure Window olmalıydı… Dwejra |
Havuza çocuklar girdi, ben ateşlendim. Son günümüzde, ağrı kesicileri içip otelin yakınındaki ‘olmazsa olmaz’ noktalardan birisine gittik. Toplu taşıma, otobüs ile. Gozo’da otobüsler Malta’ya göre daha güvenilirdi ve rahattı. Neden? Nüfus daha az…
Inland Sea, iç deniz… Dwejra |
- Dwejra, Azure Window’un bir zamanlar bulunduğu yer. İki sene önce Azure Window yıkılmış; ama yine de gerek tur otobüsleri gerek bizim gibi kendi gezen turistler ile hala çok popüler. Tabii Game of Thrones’un burada çekilen sahneleri de olmuş.
- Inland Sea denilen bir iç deniz var kıyıda. Oradan küçük teknelere binip kayalar arasından geçerek denize ulaşılıyor. Gene muhteşem kayalıklar var ve Blue Hole denilen yeri de görmek mümkün. Kayaların farklı şekillere benzediği; iguana, kaplumbağa gibi yapılaşmalar büyüleyici. Suyun mavisi de.
Dalış kıyafeti kiralayarak dalmak da mümkün. Biz kayalıklar üzerinde yürürken yanımızdan tüplü dalış yapan biri geçebiliyordu birden ya da suyun içinden kabarcıklar çıkabiliyordu. Tehlikeli geldi bana açıkçası; özellikle de devasa Azure Window yıkıldıysa her an kayalar yerinden oynayabilirdi de…
![]() |
Dwajra |
- Kayalıklar üzerindeki su havuzlarında oyalandıktan ve oynadıktan sonra otele geri döndük. Ben Beliz’i kandırıp uzun bir öğle uykusuna yattım. Diğerleri de baba-oğul takıldılar. Akşam yemeğine dek otelde vakit geçirdik.
Bir haftadır ilk kez hava rüzgarlıydı ve içeride kahvaltı etmek durumunda kaldık. Havaalanına gitmemiz gerekiyordu yani Malta’ya.
İnternetten ve otelden havaalanı transferini soruşturduk. En iyi opsiyon Airbnb ev sahibinin önerdiği kişiydi. Taksiyle bizi otelden aldı; Mgarr’a feribota bıraktı. Kendimiz feribot biletlerini aldık, tek yön 4-5 Euro idi. Feribottan inince de taksi şoförünün kardeşi olan diğer taksici bizi Cirkewwa’da feribottan inince karşıladı ve havaalanına ulaştırdı. Dikkat etmeniz gereken sadece feribot saati…
Bir parantez açayım; Gozo’daki taksici adayı günlük 70 Euro’ya kendi aracıyla gezdiriyor. Ayrıntılar için buraya bakınız.
![]() |
Bye Mgarr & Gozo |
Feribot istasyonu, havaalanı kadar rahat. Hem yaya olarak hem de arabayla binebilirsiniz. O gün çok rüzgarlı olmasına rağmen, biz İstanbul’da yaşamışlar olarak ya feribot iptal edilirse, uçağa yetişemezsek diye stres olmamıza rağmen, feribot sallanmadı bile dalga ve rüzgardan.
Zamanında uçağa yetiştik. Hatta havaalanında yemek ve alışveriş için bile vaktimiz oldu.
Dahası için Instagram’da #GezginAnneMalta etiketini takip edin…
Sonuç: Malta gezinizi ayarlamanıza yardım edebilirim. Bana buradan ulaşın lütfen…
Not: Tüm fotoğraflar bana aittir, lütfen izinsiz paylaşmayın.
1 Yorum Var
Ne güzel <3 2000'de interrail yaparken gitmiştim, düşündüm ya 17 sene olmuş, ama değişmiş gelmedi 😀